İran’da süregelen savaş ve Hürmüz Boğazı’ndaki artan gerilim, havacılık sektörünü derinden etkileyen bir kriz yarattı. Jet yakıtı fiyatlarının iki katına çıkması, birçok havayolu şirketinin uçuşları azaltmasına ve bilet fiyatlarını artırmasına yol açtı. Uzmanlar, bu gelişmelerin yaz tatili sezonunda turizm üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini belirtiyor.
Son alınan verilere göre, Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştirilen jet yakıtı ve kerosen sevkiyatlarında önemli bir düşüş yaşanıyor. İngiliz basınında yapılan analizlerde, küresel jet yakıtı sevkiyatlarının son haftalarda 2,3 milyon tonun altına düştüğü ve bu durumun tarihi düşük seviyeleri temsil ettiği ifade ediliyor. Uzmanlar, arz sıkıntısının sürmesi halinde havacılık sektöründe büyük sıkıntıların yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
Imperial College London’dan sürdürülebilir enerji uzmanı Prof. Richard Green, günlük 100 milyon varil petrol tüketen dünyada, Hürmüz Boğazı üzerinden geçen 15 milyon varil petrolün kaybolmasının beklenmediğini vurguladı. Alternatif boru hatları ve limanlar aracılığıyla sevkiyat yapabilen Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin bu durumda daha avantajlı olabileceği ifade ediliyor. Ancak uzmanlar, fiziksel bir kıtlıktan önce fiyat krizinin daha büyük bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekiyor.
Jet yakıtı fiyatlarının son iki ayda iki katına çıkması, havayolu şirketleri için ciddi maliyet baskıları ortaya çıkardı. Lufthansa’nın 20 bin uçuşu iptal ederken, Virgin Atlantic’in bilet fiyatlarını artırmayı planladığı, IAG’nin de fiyat güncellemelerine gittiği bilgisi paylaşıldı. Düşük maliyetli havayollarının bu durumdan daha fazla etkilenebileceği öngörülüyor. Sektör temsilcileri, özellikle küçük havalimanlarına yapılan uçuşların ilk etapta iptal edilebileceği konusunda uyarılarda bulunuyor; yolcuların daha büyük ve yoğun havalimanlarını tercih etmeye başladığı da belirtiliyor.
Goldman Sachs’ın analizine göre, Avrupa’da jet yakıtı arz krizine karşı en savunmasız ülkelerden biri İngiltere. Bu durum, ülkenin Hürmüz Boğazı’na olan yüksek bağımlılığı ve düşük rezerv kapasitesi ile ilişkilendiriliyor. ABD’nin net petrol ihracatçısı olması ise bu ülkede daha avantajlı bir durum yaratıyor; ancak fiyat artışlarının global ölçekte tüm ülkeleri etkileyeceği belirtiliyor.
Uzmanlar, mevcut krizle birlikte “jet sıfır” adı verilen yeni nesil havacılık dönüşümünün hız kazanabileceğini öngörüyor. Prof. Palacios, sentetik yakıt ve hidrojenle çalışan uçak teknolojilerinin teknik olarak mümkün olduğunu, ancak maliyetlerinin hala çok yüksek olduğunu ifade ediyor. Sentetik yakıt üretiminin mevcut jet yakıtından yaklaşık 10 kat daha pahalı olduğu, hidrojen kullanımının ise mevcut havacılık altyapısında önemli değişiklikler gerektirdiği aktarılıyor. Uçakların daha uzun ve esnek kanatlarla tasarlanması, yeni motor teknolojileri ve alternatif yakıt sistemleri önümüzdeki 50 yıl içinde havacılığı köklü bir şekilde değiştirebilir. Uzmanlar, enerji krizinin derinleşmesiyle birlikte uçmanın elit bir aktiviteye dönüşebileceğini savunuyor.