İstanbul’da Gazze Zirvesi! Dışişleri Bakanı Fidan: Görev gücü tanımının içeriğine göre ülkeler karar verecek

istanbulda gazze zirvesi disisleri bakani fidan gorev gucu taniminin icerigine gore ulkeler karar verecek wPrGq7sc.jpg

“`html

İstanbul’da Gazze Toplantısı Tamamlandı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ev sahipliği yaptığı Gazze konulu toplantı, İstanbul’daki bir otelde gerçekleştirildi ve başarıyla tamamlandı. Toplantıya Endonezya, Pakistan, Suudi Arabistan, Ürdün dışişleri bakanları ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar’ın temsilcileri de katıldı. Toplantı sonrasında Bakan Fidan bir dizi açıklamada bulundu.

Bakan Fidan’ın açıklamalarında dikkat çeken noktalar ise şöyle sıralandı: Toplantı kapsamında, rehine ve mahkûmların takası ile insani yardımların Gazze’ye gönderilmesine başlanmış, İsrail güçleri belirlenen hat üzerinde geri çekilmiş ve Gazze’nin kuzeyine geri dönüşler sağlanmıştır.

“KRİTİK BİR DÖNÜM NOKTASINDAYIZ”

Ancak, mutabakatın tamamen uygulanması konusunda bazı zorluklar yaşandığını biliyoruz. İsrail, ateşkesi sık sık ihlal etmekte ve insani yardımların istenilen seviyede dağıtılmasına engel olmaktadır. Şu anda kritik bir dönüm noktasına ulaşmış durumdayız.

Toplantıya katılan ülkelerin ortak görüşü, Gazze’deki soykırımın yeniden başlamasını istemedikleridir. Ateşkesin sürmesi ve iki devletli kalıcı bir barışın sağlanması yönündeki adımları destekliyoruz. Bu doğrultuda üzerimize düşen sorumluluğu üstlenmeye hazırız. Uluslararası toplumun da İsrail üzerinde baskı oluşturmayı sürdürebilmesi gerektiğini vurguluyoruz.

Değerli basın mensupları, ateşkesin ilanından bu yana İsrail, 250’ye yakın Gazzeli’yi öldürmüştür. Filistinlileri provoke ederek devam eden bu saldırılara bir an önce son verilmesi gerekmektedir. Ayrıca, insani yardımın ulaştırılması konusundaki yükümlülüklerde de eksiklikler göze çarpmaktadır.

Mutabakat gereği, her gün 600 insani yardım kamyonunun ve 50 akaryakıt tankeri ile malzeme girişine izin verilmesi gerekiyor; ancak bu miktarın içeriye girdiğini gözlemleyemiyoruz. Bu nedenle, insani yardımlar ya depolarda ya da kamyonlarda beklemektedir.

“HAMAS, GAZZE’NİN YÖNETİMİNİ FILİSTİNLİLERDEN OLUŞAN BİR KOMİTEYE DEVREREK HAZIRDIR”

Bugünkü toplantıda Gazze’nin yönetimi ve güvenliği ile ilgili düzenlemeleri de tartıştık. Hamas, Gazze’nin idaresini, Filistinlilerden oluşan bir komiteye devretmeye hazırdır. Bu düzenlemelerin, Filistin halkının haklarını koruduğu sürece zaman ve tahriklere karşı dayanıklı olması sağlanacaktır.

Yakın dönemde kurulması planlanan Uluslararası İstikrar Gücü’nün görev tanımı ve yapılandırılması konusunu da ele aldık. Bu sürecin, anlaşmanın arabulucuları ve Filistin tarafıyla karşılıklı bir uzlaşma içinde yürütülmesi gerektiği konusunda hemfikiriz.

Ayrıca, Gazze’de yeniden yapılandırma ve imar faaliyetlerine dair de görüş alışverişinde bulunduk. Kış aylarının yaklaşması nedeniyle, bu alanda somut adımların atılması önemlidir. Gazze’nin yeniden ayağa kalkması, Filistin halkının umutlarının yeniden yeşermesi anlamına geliyor. Katılımcı ülkeler olarak bu konuyu dikkatle takip edeceğiz.

“ATEŞKESİ SABOTE EDEN HERHANGİ BİR EYLEME İZİN VERİLMEMELİ”

Bu alanda, yedi ülke olarak ortak bir sorumluluk bilinciyle hareket ediyoruz. Buradan; süreci zedeleyen, bahanelere sığınan her türlü girişime karşı çıktığımızın altını çiziyoruz. Ateşkesi sabote eden ve barış ortamını bozan hiçbir eyleme müsaade edilmemelidir.

Filistinlilerin göstermiş olduğu irade mutlaka karşılık bulmalıdır. Barışa giden yolda sabırlı ve kararlı bir yaklaşım sergilemeliyiz. Biz, bu erdemlere sahip ülkeler olarak sürece katkıda bulunmaya devam edeceğiz.

Öncelikle, toplantıya katılan tüm heyetlere teşekkür ediyor, ortak çabalarımızın Gazze’de kalıcı barış ve istikrarı sağlamasına yardımcı olmasını umuyorum.

SORU – CEVAP

“TÜRKİYE GAZZE’YE ASKER GÖNDERECEK Mİ?”

Bugünkü görüşmelerde Gazze’de istikrar güçlerinin konuşlandırılması konusunu ele aldınız. Bu konuda daha fazla bilgi verebilir misiniz? Türkiye’nin Gazze’ye asker göndermesi gündemde mi? Hangi görevlerde bulunacak?

Bakan Hakan Fidan: Teşekkür ederim. Uluslararası istikrar gücünün oluşturulmasıyla ilgili görüşmeler devam etmekte. Burada üzerinde durulması gereken en önemli noktalarından biri, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı doğrultusunda meşruiyet kazanan bir gücün kurulması meselesidir.

Yapılan görüşmelerde, ülkeler, bu tanım çerçevesinde asker gönderip göndermemeye karar verecekler. Yani, uluslararası istikrar gücünün (ISF) görev tanımına ve yetkilerine göre ülkeler kararlarını oluşturacak. Eğer görev tanımı, asker gönderecek ülkelerin prensipleriyle çelişirse, bu durum o ülkelerin asker göndermesini zorlaştıracaktır.

Öte yandan, Cumhurbaşkanımız bu konuda daima barış için katkıda bulunmaya hazır olduğumuzu belirtmişti. Şarm El-Şeyh’te imza atan liderlerden biriydi. Bu, barış adına yükümlülük üstlenmeye istekli olduğumuzu göstermektedir. Ancak, burada da destekleyeceğimiz belgelerin uygun olması önemli. Diplomatik çabalarımız sürmekte.

ABD öncülüğündeki Gazze planının, yerel yönetimin yerine geçici bir vesayet düzenine dönüşmesine ilişkin ciddi kaygılar var. Toplantıda, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkını korumak için hangi kırmızı çizgilerin belirlendiğini öğrenebilir miyiz?

Görüşülen her belge ve girişimin, Filistin meselesinin tanımına zarar vermeyecek şekilde yapılması gerekir. Temel hedeflerimizden biri; 1967 sınırları esas alınarak Filistinlilerin bağımsız bir devlete sahip olmalarının sağlanması, iki devletli çözümün gerçekleştirilmesidir.

İsrail, bu konularda olumlu bir tutum sergilememektedir, ancak uluslararası toplumun büyük kısmının kabul ettiği bu ilkelere bağlı kalmalıyız. Gazze’de devam eden insanlık suçlarının son bulması ve ateşkesin sürdürülmesi, öncelikli hedeflerimiz arasındadır.

Dolayısıyla, Gazze’de yeniden yapılanma, güvenlik ve huzuru sağlamak adına gerekli adımları atarken, yeni bir vesayet düzeninin ortaya çıkmasına neden olmamak için dikkatli olunmalıdır.

Ciddi bir uluslararası istikrar gücünün Gazze’ye konuşlandırılması ve görev tanımının netleşmesi için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden bir karar çıkması gerektiği konusunda hemfikir olan birçok ülke var. Görüşmeler ne aşamada ve beklenen kararın içeriği nasıl olmalıdır?

Bu konuda çalışmalarımız sürüyor. Öncelikle, üzerinde genel bir mutabakat sağlanması gerekiyor. Ardından, bu taslak Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilmeli ve daimi üyelerden herhangi birinin vetosuna takılmamalıdır.

Her aşamada, Türkiye olarak diğer ülkelerle birlikte işbirliği yapıyoruz. Bu süreç hassas olduğu için özenle yürütülmelidir.

Filistin meselesinin çözümü adına atılacak her adım, mevcut sorunları çözerken gelecekte yeni problemler doğuracak yapıları ortaya çıkarmamalıdır. Bunun bilincindeyiz.

Arap ve İslam dünyası, Filistin’in yöneticiliğinin Filistinlilere ait olması gerektiğini dile getiriyor. Gazze’deki yönetim nasıl şekillenecek? Filistinliler ile uluslararası toplum arasında bu konu hakkında ortak bir anlayış oluştu mu?

Bu hususta temel bir anlayış birliği mevcut. Filistinliler ve biz, bu konuda bir uyum içindeyiz.

İsrail ve farklı uluslararası aktörlerin ise alternatif bir bakış açısının olduğu aşikar. Diplomasi, taraflar arasında uzlaşmayı sağlamak için yürütülmektedir.

Kurulacak sistemin ve yazılacak metnin içeriği oldukça önemlidir. Temel prensibimiz; Filistin yönetimi ve güvenliğinin Filistinlilere ait olması gerektiğidir. Uluslararası toplumun desteği ile bu sürecin en iyi şekilde hayata geçirilmesini sağlamak adına çalışmalara devam ediyoruz.

Mevcut ateşkes durumu devam etmekte; fakat kalıcı bir çözüme dönüşmesi adına, Filistin meselesinin köklü sorunları gündeme gelmektedir. İki yıldır süregelen soykırımlar ve savaşların neticesinde ortaya çıkan demokratik bir zihin yapısı ve güvenlik algısını da dikkate almak gerekmekte. Tüm bu hususların çözümü için biraz zamana ihtiyaç var. Ancak ortaklarımızla birlikte olumlu bir süreç yürütme umudumuz devam ediyor.

 

“`